Evcil Hayvan Sevgisi Aşılamak

 

  Evcil Hayvan Sevgisi Aşılamak


   
evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak    İnsan gelişiminde hayvanların, bitkilerin özellikle de evcil hayvanların katkısı sanıldığından daha çoktur.

  • Çocuğun   bedensel,  zihinsel,  ruhsal ve  sosyal  gelişimi  bir bütünlük içinde  ve birbirini  az  ya  da çok  etkileyerek tamamlanır. Çocuk önce kendini ve kendi dışındaki  dünyayı beş duyusu  ile algılar,  algıladıklarınıda  taklit ederek, onlarla karşılıklı  ilişkiye girerek öğrenir . Özellikle de bu karşılıklı ilişkinin kiminle nasıl ve ne sıklıkla olduğu da onun zihinsel,ruhsal,sosyal gelişimini yakından etkiler. Muhakkak ki bu ilişkideki önemli kişiler önce  annesi ve  diğer aile bireyleri, daha sonraları da yakın ve  uzak çevresindeki insanlardır.  Hayvan ve bitkiler de gerek canlı, gerekse cansız (oyuncak) halleri ile çocuğun dünyasına bebeklikten itibaren girerler.
Özel bir bebek veya oyuncak ayıcık çocuğun annesinden sonra en yakın arkadaşı olabilir. Bu oyuncak ayıcık veya bebek onun sırlarını paylaşır,kızgınlığına katlanır, huzursuzluğunu giderir. Evcil hayvanlar da aynen bu oyuncaklar gibi çocuğun  yaşamında etkili olabilirler. Çocuk  bir  evcil hayvan sosyalleşmenin provalarını yapabilir, mutluluğunu veyamutsuzluğunu paylaşabilir, öfkesini ona bağırarak giderebilir. Ona bakarak birine bir şeyler vermenin, yardım etmenin zevkini tadabilir, onu sahiplenerek bağlılık duygusunun farkına varabilir. Yine çocuk evcil hayvana bir şeyler öğreterek, kendi de bir şeyler öğrenir, korkularını onun üzerinde deneyerek yenebilir ve de insan ilişkisinin temelini oluşturan sevmeyi, vermeyi,korumayı bağımsız bir kişi olmayı öğrenir.
 
     
  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  
   
  • Doğaldır ki; bu sayılan ruhsal ve sosyal süreçler sadece hayvanların yardımıyla yapılabilir anlamına gelmez, ancak bir yerde bir süre için çocuğun hayatına katkıda bulunabilir. Özellikle de çocuğun herhangi bir nedenle yoksunluk yaşadığı durum ve zamanlarda bu katkısı daha da artacaktır.
  • Kuşkusuz ki bütün bunların yanı sıra çocuk yaşadığı dünyayı doğasıyla, bitkisiyle, hayvanları ile bir bütün olarak algılayacak ve kabullenecek bu da onun hem birey olarak daha mutlu olmasına, hem de sosyal bir varlık olarak daha saygılı, daha verici olmasına yardımcı olacaktır.
  • SED (Sosyal Sorumluluk Eğitim Derneği) Başkanı Yuli Weston’unun da açıklamasında "Eğer çocuklarımıza iyi ve merhametli insanlar olmayı, yani kendilerinden daha güçsüz olanları korumayı öğretirsek, sadece hayvanlar için değil nsanlar içinde de çok daha iyi bir dünya yarabiliriz. Hayvanların korunması aynı zamanda ekolojik denge ve çevrenin korunması açısından da çok önemli. Bu nedenle hayvanların korunması bir ''sosyal sorumluluktur’’ diye belirttiği üzrehayvan sevgisini özellikle çocukluk dönemlerinde aşılamak ciddi bir önem arz etmektedir.
  • Yuli Weston, 2001 yılında kurulan derneklerinin evcil hayvanlar başta olmak üzere, güçsüz durumdaki tüm canlıları korumayı amaçladığını vurguluyor: "Son  zamanlarda  okullarda ortaya çıkan  şiddet olaylarının  temelinde sevgisizlik olduğu kesin. Gittikçe şiddete yönelen bir toplum  olmaya başladık.
  • Şiddete çözümün küçük yaşlardaki eğitimlerle ortadan kalkacağına inanıyoruz. Bu eğitimde hayvanlardan korkmamayı ve hayvan sevgisini öğretmeyihedefliyoruz. Çocuklar aileleri dışındaki karşılıksız sevgiyi hayvanlardan alabilir. Bu nedenle hayvan sevgisini öğretmek ve aşılatmak çok önemli. Okullarda hayvan sevgisi ve hayvanların yaşam hakları öğretilmiyor. Önemli olan fen, tarih, matematik. Ama gün gelip de yaşanacak bir çevre ve yaşayacak can kalmayınca bu dersler hiçbir işe yaramayacak." Bu nedenle Lesa bünyesinde çalışan Veteriner hekimler aracılığyla  özellikle ilköğretim çağındaki öğrencilere okullarda dönemsel olarak hayvan sevgisini teşvik edecek seminerler düzenlenebilir.
 
    evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  evcil hayvan sevgisi, evcil hayvan, sevgisi, aşılamak  
   Faaliyet 2

  • Günümüzde hayvan sevgisini  bazı  dernekler aşılamaya  çalışmaktadır. Ancak bu derneklerin ulaşabildiği kitlenin çok sınırlı  olması ve birçok kişinin de böyle bir etkinlikten  haberinin dahi  bulunmaması  okullarda  hayvan  sevgisinin etkin bir biçimde  vurgulanmasını bir gereklilik haline  getirmiştir.
  • Tabi ki okullarda yapılacak olan bu bilinçlendirme çalışmalarının doğru ve anlaşılır bir şekilde  gerçekleşebilmesi için de uzman bir kadronun eğitimi çocuklar üzerinde hem çok daha cazip hem de çok daha doğru bir bilgilendirme olacaktır. Konusunda deneyimli uzmanların vereceği doğru, anlaşılır ve etkili seminerlerle öğrencilere hayvan sevgisi kazandırılabilir. Verilecek bu seminerlerde en önemli nokta seminerlerin düzenli ve devamlı bir şekilde gerçekleşmesinisağlamaktır. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’ne sıkıştırılmış bir seminer yerine, o tarihte başlayıp yıl içerisinde belli zaman aralıklarıyla  devam eden seminerler hayvan sevgisini kalıcı hale getirecektir.
  • Ayrıca günümüz dünyasında televizyon reklamları hazırlanırken reklam verenler hedef kitle belirlemesi yapmakta ve reklam ajansları buna göre elde edilen veriler ışığında reklamları üretmektedirler. Reklamlar hedef kitleye göre hazırlanır.
  • Bunun nedeni reklamdaki ürünün belirlenen hedef kitle tarafından satın alacağı kabul edilmesidir. Belirlenen hedef kitlenin verilen iletilere ulaşıp ulaşmaması doğru hedef kitlenin seçilmesi ve reklamlardaki kodların doğru bir biçimde verilip verilmemesine bağlıdır. APA'nın (American Pyschological Association) yaptığı bir araştırmaya göre küçük çocukların, yetişkinlerden farklı olarak, reklamlarda verilen mesajların, aslında bir ürünün satışını arttırmak amacıyla yapılmış olduğunu algılayamadıklarını ve verilen mesajları gerçek olarak algıladıklarını tespit etmişler. "Brandchild" olarak bilinen dünyanın sayılı marka dahilerinden Martin Lindstrom 'un yaptığı bir araştırmaya göre, sekiz-on dört yaşlarındaki çocukların oluşturduğu pazar 1.88 trilyon doları aştı.
  • Örneğin; çocukların cep telefonu almak isteyen bir ebeveyn üzerinde yüzde 57 oranında etkili olduğu belirlenmiş durumda.
  • Bu oranın zaman zaman yüzde 67 etkileme gücüne eriştiği de görülüyor.
ve İlk kez reklamların ulaştığı bu hedef kitlede, etkilenme yaşı da akıl almaz ölçüde düşüyor. Lindstrom'a göre, etkilenme bir buçuk yaşında başlıyor. Yine araştırmalar, on iki-on dokuz yaşları arasındaki gençlerin 2000 yılında 155 milyar dolar harcama yaptıklarını, 2001 yılında da bu rakamın yüzde 11 oranında artarak 172 milyar dolara yükseldiğini gösteriyor. 2002 yılında da dört-on iki yaş arasındaki çocukların 40 milyar dolarlık harcama yaptıkları hesaplanıyor.
  • Bu dönemde evlerde yapılan 600 milyar dolarlık harcamalarda çocukların doğrudan ya da dolaylı olarak etki sahibi olduğu ortaya çıktı.Türkiye nüfusunun yüzde 45'i yirmi yaş grubunun altındakilerden oluşuyor. Tüketimde etkisi olan, ancak satın alma ve marka kararında etkisi olamayacağı varsayılan sıfır-yedi yaş grubu çıkartıldığında ise; sekiz-yirmi yaş grubunda yer alan nüfusun payı yüzde 28 düzeyinde.

  • Buna göre yaklaşık 18 milyon çocuk ve genç var. Yüzde 28'in içinde sekiz-on beş yaş grubu çocuklar yüzde 19'luk paya sahip.Çocukpazarı her geçen gün daha fazla şirketin ilgisini çekiyor.Yetişkinler için üretim ve satış yapan bir çok şirket, önceleri reyonlarında az yer ayırdıkları çocuk ürünlerinin çeşidini artırdı.Ardından ayrı bölümler açtı ve yeni koleksiyonlar sunmaya başladı. Son olarak yalnızca çocuklara yönelik marketler açılmaya başladı, çocuk ve anneye yönelik tekstil şirketleri hızla gelişti.Gelişen diğer bir sektör olan eğlencenin yanı sıra yetişkinler için üretim yapan şirketlerin çocuk ürünlerine yönelmesi de yine son yıllarda hızlandı. AC Nielsen Zet, çocuk ve gençlerin satın alma ve marka kararma ne ölçüde etkili olduklarını belirlemek amacıyla bir araştırma yaptı.1999 Mart ayı içinde tamamlanan araştırma Türkiye'de kentsel kesimi temsil eden 2 bin hanede yüz yüze görüşme yöntemiyle yapıldı. Araştırma çocuklarıyla birlikte alışverişe çıkan ailelerin yüzde 82'sinin tüketim miktarlarının çocukların isteklerine bağlı olarak arttığını ortaya koydu.
  • Çocuk doğumundan başlayarak bir tüketici konumunda. Büyüdükçe aile içindeki bireylerin toplamından daha fazla harcamaya başlıyor.Çocuk,aile ekonomisini ele geçiriyor.
  • Yetişkinler için olan hemen her ürün çocuklar için de var. Bunun dışında çocuklar anne babalarının her türlü satın alma kararında etkili olabiliyorlar.Dev uluslararası reklam firmaları, onların dünyasını daha iyi anlayabilmeye ve onlarla başarılı bir iletişim dili geliştirebilmeye çalışıyor.Pazarlama ve reklam açısından bakıldığında ise, hedef çocuklar. Çünkü çocukları etkilemek ve yönlendirmek daha kolay.
  • Bu nedenle birçok reklamcı yetişkinleri hedefleyen ürünlerde çocukların ilgisini çekecek unsurlara yer veriyor.